Bu FotoğRafları YayıNlayanıN PKK'nıN YayıN OrganıNdan Farkı Ne?

ramco24 28 Ekim, 2007 23:26 YAZARLAR Bağlantı Trackbackler (0)
Hacer ALKAN
Bu fotoğrafları yayınlayanın PKK'nın yayın organından farkı ne?
24 Ekim 2007 Çarşamba

Amerika"nın 11 Eylül felaketini hatırlıyor musunuz? İkiz Kuleler yerle bir olurken, kameralar canlı yayındaydı... Uçakların kulelere çarptığı anlar dakika dakika bütün dünyaya yansıtıldı.
Oradan da hafızalara kazındı…
Neden?
Sonra öğrendik bu nedeni...
Bu görüntüler sayesinde ABD Afganistan'ı vurdu...
Ve bu görüntüler sayesinde ABD'ye kimse itiraz etmedi...

Peki o İkiz Kulelerin enkazından hiç ceset çıkarıldığını gördünüz mü? Oysa ölenler olmuştu...
Ama ortada tek kare görüntü yoktu...
Neden?
Çünkü o cesetleri yayınlamak terör örgütüne psikolojik üstünlük vermekti... Terörün amacına hizmetti...

Terör için Türk Dil Kurumu sözlüğünde bakın ne yazıyor;
Terör; Korku salma, yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma.

Şimdi bizim medyaya bir bakalım...
En büyük sınav kayıp askerlerdi...
8 askerin fotoğrafları PKK'nın ajansı tarafından yayına verildi...
Ve bütün medya o fotoğrafları alıp kullandı...

Bunun adı habercilik mi?
Sanmıyorum...
Bunun adı en hafif deyim ile ihanettir...
O fotoğrafları yayınlamamak sansür değildir...
Bunun adı sorumlu haberciliktir...
Sansür otokontrol mekanizmasını çalıştırmayan reyting medyasına uygulanır. Bu tür medya reyting için ne ülke çıkarı güder, ne kamu yararı... Her konuda ABD'yi örnek alan medyamız asıl onların otokontrol sistemlerini örnek alsınlar. 11 Eylül vakasındaki yayıncılığa bir baksınlar...

Diyebilirsiniz ki internet var, PKK siteleri zaten yayınlamış...
Arayan oradan bulur bakar fotoğraflara...
Bizim medya yayınlasa ne olur, yayınlamasa ne olur?
Şu olur;
O fotoğrafları yayınlayarak, teröre alet olur...
O fotoğrafları yayınlayarak psikolojik savaşta bayrağı PKK'ya teslim etmiş olur...
O fotoğrafları yayınlayarak, PKK'nın yayın organlarından hiç bir farkı kalmamış olur...

Terörle savaşın en önemli ayağını psikolojik boyutu oluşturur...
Moral en önemli faktördür...
Bu görüntüleri yayınlayan medya bunu bilmiyor mu?
Hepsinde okumuş onca adam var...
Bal gibi biliyorlar...
Öyleyse kime moral veriyorlar?
PKK ve yandaşlarına mı?

Bu sınav şunu gösterdi ki...
Bizim medya Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyon yapılacak olsa... 
Ve kaza ile operasyon saatini öğrense, onu da flaş haber diye ilan eder... Hatta;
-"Ey PKK yarın gece şu saatte, şu noktalardan seni vurmaya geliyoruz... Bekle bizi Kandil" diye manşet de atarlar...
Bunların dinleri imanları reyting olmuş...


BARIŞ HAREKATI

ramco24 28 Ekim, 2007 23:23 YAZARLAR Bağlantı Trackbackler (0)
Ahmet TAŞGETİREN
"Barış harekatı"
26 Ekim 2007 Cuma

1974 Kıbrıs harekatının savaş ve psikolojik harekat açısından en ilginç boyutu, bana göre, olayın “Barış harekatı” diye nitelenmesi olmuştur.

Düşünün bir, uçaklarınız gökten indirme yapıyor, gemileriniz kıyılara asker yığıyor ve siz bir “Barış harekatı” yürütüyorsunuz. Rumlara bile barış getirmek için oradasınız. Bunun bir mantığı da var, Rum bölgesinde darbe olmuş, EOKA çetecileri yönetime el koymuş, meşru iktidar devrilmiş, siz tüm adaya demokrasi ve barış getireceksiniz!

Barış harekatı”nın karar safhasında hiç kuşkusuz Erbakan'ın da belirleyici rolü olmuştur ama, herhalde bu söz, Ecevit'in şiir dünyasından çıkmış, şık bir sözdür.

Bugüne gelince...

Bir savaş ortamı yaşıyoruz.

Bu ortamın oluşturduğu iklim, sert bir iklim.

Ölüm, intikam, zafer, çatışma...

Büyük kitlesel eylemler yapılıyor. Orada da genelde öfke hakim.

Meclis'i basarız birilerini asarız” gibi pankartlar taşınabiliyor ve asma – kesme işi Meclis'e kadar yönelebiliyorsa, varın ötesini hesap edin.

Biraz “itidal” tavsiyelerinin bile zaaf olarak algılanacağı ve prestij kaybına sebep olacağı endişesi ile Hükümet adına yapılan açıklamaların bile dozu, öfkeye ayarlı hale gelmiş bulunuyor.

Onun için “itidal”i, bu işte en sert olması tahmin edilen MHP cenahından bekleme durumuna gelmiş bulunuyoruz.

Oysa, belki de Türkiye'nin böyle bir durumda en hassas olması gereken noktadayız.

Sonuçta verilen mesajlar, içerde kalbi yaralanmalara sebep olabilir.

Dilin kemiği yok” denildiği için, kitle gösterileri içinde ağzı olan konuşuyor, eline kalem alan yazıyor. Ne sözler, ne pankartlar ve ne tehditler!

Diyelim Şırnak'ta üç bin kişi teröre karşı yürüdü...

Diyarbakır'da beş bin kişi teröre karşı yürüdü.

Şemdinli'de on bin kişi yürüdü...

Sonra?

İstanbul'da, İzmir'de 50 bin kişi yürüdü...

Sonra?

Başka iller, ilçeler... yürüyüşler, mitingler...

Cumhuriyet mitinglerinde de böyle olmuştu...

Toplamda 2 milyona yakın insanın sokaklara çıktığı ifade edilmişti...

Ben de “Türkiye'nin nüfusu 72 milyon” diye yazmıştım.

2 milyon insanın sokaklarda belli bir heyecanı yansıtmak üzere yürümesi önemli ama, bu yürüyüşün geriye kalan 70 milyon üzerinde oluşturduğu his de önemli...

Ne düşünür “öteki”ler?

Bunu dikkate almalı değil miyiz?

Biz meydana çıkınca “öteki”ler”e susmak,yutkunmak, içine atmak düşer” mi demeliyiz.

Susunca, yutkununca, içine atınca iş halledilmiş oluyor mu?

Hep diyoruz ki, “Terör sadece teröristten ibaret değil. İşin sosyal, ekonomik, kültürel boyutu var ve o alan ihmal edilirse şu anda teröristi etkisiz hale getirirsin, ama sonunda yeniden türemesine mani olamazsın!”

Bu doğru ise, eğri oturup doğru konuşmak lazım.

Bu doğru ise, -ki sonuna kadar doğrudur- terörle mücadeleyi tereyağından kıl çeker gibi bir titizlikle yürütmek lazım.

Burada en önemlisi “söylem” hassasiyetidir.

Ayrıca, üreteceğiniz söyleme yüreğinizin katıldığını da hissettirmeniz gerekir.

Demek istiyorum ki, söylediğiniz her sözün, yaptığınız her eylemin, bu ülkede büyük kitleleri yaralamamasına itina etmek durumundasınız.

Diyelim, ülkenin Kürt nüfusunun yüreğine söylenenlerden veya yapılanlardan en küçük bir burukluk yansıyorsa, bir şeyler ters gidiyor demektir. Söyleminiz, en küçük bir şekilde etnik ayrım hissi veriyorsa ne kadar kahramanlık duyguları yaşarsanız yaşayın, terör zeminine taş taşıdınız, daha kötüsü, canı pahasına teröristle karşı karşıya gelen çocuğunuzun işini zorlaştırdınız demektir.

Bu açıdan, kitlesel gösteriler konusundaki hassasiyet çağrılarını çok önemsiyorum. Aynı şekilde devlet yetkililerinin ve medyanın da sağlıklı bir dil oluşturması gerekiyor.

Ama bence çok daha önemli bir şeye ihtiyaç var:

O da,terörle mücadele ile paralel olarak, Doğu – Güneydoğu'ya yönelik bir hizmet paketinin devreye sokulmasıdır.

Hükümetin bu konuda önceden başlamış hazırlıkları olduğu biliniyor.

Diyarbakır valisi Efkan Ala'nın Başbakanlık müsteşarı olması da, muhtemel ki böyle bir hazırlığın bir parçasıdır. Savaş iklimi her şeyin önüne geçmiş olabilir ama asıl bu ortamda bölge insanı ile sağlıklı diyaloga ihtiyaç bulunmaktadır. Hatta terörle mücadelenin ayrılmaz parçası olarak her defasında bölge ile sağlıklı iletişim maddesi yer almalıdır. Bunu da sağlıklı söylemin yanında hizmet planında gerçekleştirmelidir.

Bence ana strateji şu olmalıdır:

Bir teröristi bertaraf etmekten çok daha önemlisi bölgede bir çocuğun hayatını kurtarıcı zemini hazırlamaktır. Eğitime emek, aileye emek, sokağa emek... Doğu Güneydoğu'da devleti, tam bir şefkat müessesesi haline getirmek...

Yani tam bir barış harekatı!

Ya da tam bir kardeşlik harekatı!


Gazeteci Savaş IstediğInde…

ramco24 28 Ekim, 2007 23:23 YAZARLAR Bağlantı Trackbackler (0)
Nazım ALPMAN
Gazeteci savaş istediğinde…
26 Ekim 2007 Cuma

Durum son derece ciddi…

Çünkü etkili ve yetkili yerlerde bulunanların tümü bir ağızdan gürlüyor:

-Savaşalım!

En az isteyeni Başbakan Tayyip Erdoğan bile:

-Bu harekatı yapmak zorundayız diyor.

Böylesi durumlarda gazeteciler ne yapar?

Bizim bir anayasamız var: Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi.

Bu bildirgede “Gazetecinin temel görevleri ve hakları” bölümünde şunlar sıralanıyor:

*Gazeteci başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini savunur.

*Gazeteci her türden şiddeti haklı gösteren, özendiren, kışkırtan yayın yapamaz.

***

Türkiye"nin en “önemli” gazetecilerinden Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök diyor ki:

-Üç-beş Türk F-16"sı Erbil semalarında ses duvarını aşmalıydı. İki bin pencere camı tuzla buz olmalıydı!

Özkök gerçekten “önemli” bir gazeteci. Kendisi de bunun aşırı derecede farkında. 2005 ağustosunda Ankara"da Emin Çölaşan"la konuşurken bu özelliğinin altını çiziyor:

-Bak Emin, bu gazeteyi ikimiz sattırıyoruz. En etkili iki isim, sen ve ben!

Etkili gazetenin en yetkili kalemi şimdi savaş istiyor:

-Bastırmamız gerekiyor, Kandil"i bırakıp daha gerideki işbirlikçilere yönelelim!

Özkök, Barzani ve Talabani"nin “kellesi” için yazıyor:

-Biz artık kesin sonuç bekliyoruz!

Bu sözleri ne kadar ciddiye almalıyız?

Çünkü Ertuğrul Özkök"ün temel gazetecilik ilkeleri ile “Türkiye Gazetecilerinin temel ilkeleri” arasında kıyaslanması mümkün olmayan farklar bulunuyor.

Gazetecilerin ilkeleri yukarıda var. Şimdi Ertuğrul Özkök"ün gazetecilik ilkelerine bir göz atalım:

-Patronla aranı iyi tut her olanağı fazlasıyla sağlasın!

Bir başka ilkesi de şöyle:

-Yılbaşı geliyor, bakarsın patron iyi bir prim verir. Rahatımıza bakalım şu dünyada be!.. Bize ne yolsuzluktan, siyasetten.

Dünyaya karşı dik duralım, kararlılığımızı gösterelim diye akıl veren “önemli gazeteci” kendi özelini de şöyle ifade ediyor:

-Ben rüzgarın karşısındaki kavak ağacı gibiyim, rüzgar nerden eserse o tarafa eğilmek zorundayım!

Ülkenin Güneydoğusunda sertlik yanlısı tavırlar isteyen “önemli gazeteci” eski çalışma arkadaşına şu tavsiyede bulunuyor:

-Yumuşak yaz, rahat edelim, keyfimize bakalım.

Savaşta kaybettiğimiz askerlerin evlerinde cam çerçeve, çocuklarının ayaklarında çorap olmadığını onlar “şehit” olduklarında öğrendik.

Bu koşullarda savaş isteyen, gazeteci yazılarındaki hedeflere varıldığında ne yapacak?

Onun sıkı sıkıya bağlı olduğunu ilkelerine bakalım:

-Hep birlikte keyfimize bakalım, hayatın tadını çıkartalım!

Bugünlerde “hayatın tadı” ile “gençlerin canı” birlikte çıkartılıyor.

***

Burada “içtenlik” aranabilir mi?

Bırakın hayatın bütünündeki “içtenliği” aynı gazetenin sayfaları arasında bile gerekli olan samimiyeti bulamıyorsunuz. 25 Ekim 2007 tarihli Hürriyet"in birinci sayfasında bir savaş uçağının kanatları üzerinde iri puntolarla şu manşet yer alıyordu:

“Bombalayıp dönüyorlar.”

Bu bombaların bir işe yarayıp yaramadığını aynı gün Ertuğrul Özkök"ün yazısında bulabiliyordunuz:

“Çete (PKK) Erbil, Süleymaniye"deki hücre evlerine çekilip televizyon seyrederek bombardımanın bitmesini öfkenin geçmesini bekliyor.”

Operasyon bu kadar “beyhude” ise o manşetin anlamı nedir?

Biz dönelim yine kendi anayasamıza, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"ne:

*Gazeteci bir haberin yayınlanması veya yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi avantajın peşinde olamaz.

*Gazeteci devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politika konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.
NOT: Özkök'e atfen yazılan cümleler Emin Çölaşan'ın Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi adlı kitabının 58, 113 ve 134. sayfalarından alıntılandı.

ŞÖFÖRÜ DAMARINDAN TANIYOR!

ramco24 28 Ekim, 2007 23:20 TEKNOLOJİ-BİLİM Bağlantı Trackbackler (0)
Şoförü damarından tanıyor
25 Ekim 2007 Perşembe 11:45
Japonlar, sürücüsünü parmak damarlarının görüntüsünden tanıyan bir alet tasarladı.
Japon elektronik grubu Hitachi, bir otomobilin direksiyonuna yerleştirilerek, sürücünün parmak damarlarının görüntüsünü saptayacak bir alet tasarladı.

Aracın, tanımlanan sürücü dışında başka birinin direksiyona geçmesi halinde harekete geçmemesini sağlayacak mekanizma, parmağın damar şemasının tanımlanmasına yönelik biyometrik teknolojiye dayanıyor.

Aynı zamanda, şirket çalışanlarının işe giriş çıkışlarında ya da bankalar tarafından müşterileri için kullanılabilecek sistem, otomobilde uygulandığında, aracın önceden tanımlanmış sürücü dışında kullanılmasını önlediği gibi, ayrıca araçta, direksiyonun ya da koltuğun kişiye özel olarak otomatik ayarlanması gibi başka bazı hizmetler de sunuyor.
Hitachi, parmak damarlarının kişiye mahsus olduğunu, zaman içinde değişmesinin ya da müdahaleyle değiştirilmesinin imkansız olduğunu söylüyor.

Sistem, internet bağlantısıyla internetten alışveriş yapılabilmesini de mümkün kılıyor ve sürücü kod ya da parola kullanmadan internetten şarkı indirebiliyor.
Kaynak:

Bir Gemi NasıL UçAr?

ramco24 28 Ekim, 2007 23:19 TEKNOLOJİ-BİLİM Bağlantı Trackbackler (0)
Bir gemi nasıl uçar?
26 Ekim 2007 Cuma 09:35
Olmaz demeyin. Her şey oluyor. İşte gemi böyle uçuyor.

Denizde 100 kilometre hıza çıktıktan sonra kanatlarını açıp havalanan ve suyun iki metre üzerinde uçan araç geliştirildi

Yeni Zelandalı Rudy Heeman’ın 11 yıllık emek verdiği araç denemeyi başarıyla geçti. Havacılık ve denizcilik otoriteleri “Hoverwing” adı verilen tek kişilik aracın bir deniz taşıtı olduğu kararına vardı.


Bu HıZla DoğRu KıYamete

ramco24 28 Ekim, 2007 23:17 TEKNOLOJİ-BİLİM Bağlantı Trackbackler (0)
Bu hızla doğru kıyamete
26 Ekim 2007 Cuma 12:36
BM'den uyarı geldi. Bu tüketim çılgınlığı dünyayı kıyamete götürüyor..
Birleşmiş Milletler için hazırlanan bir raporda, âcil önlemler alınmazsa, dünyanın bir felakete doğru gittiği uyarısı yapıldı.

Dünyanın dört bir yanından yüzlerce bilimadamının katkısıyla hazırlanan çalışmada, 'insanın, çevre kaynaklarını bu şekilde tüketerek yaşamaya devam etmesi durumunda, soyunu sürdürmesinin bile tehlikeye girebileceği' vurgulandı.

Rapor, sürdürebilir kalkınma anlayışını Birleşmiş Milletler'in ana amaçlarından biri haline getiren, Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu toplantısının 20. yıldönümünde yayımlandı.

Raporun önsozünü yazan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon "Çevreye yöneltilen bu saldırı insanoğlunun son yıllarda kaydettiği gelişmeleri baltalıyor" ifadesini kullandı.

'Geo-4'

Çevre Programı'nın hazırladığı Geo-4 adlı raporun açılımı, Çevreye Küresel Bakış. İklim değişimi raporları, Dünya'nın ateşine bakıyorsa, bu rapor bize kan dolaşımında, lenflerde, bağırsaklarda ve bağışıklık sisteminde olup bitenlere dair bilgi veriyor.

572 sayfalık raporda ormancılık, temiz su kaynakları, tarım, biyolojk türlerin çeşitliliği gibi pek çok farklı unsur, alanın uzmanları tarafından mercek altına alınıyor.

BM Raporuna göre, balık stoklarının yüzde 30'u şimdiden yok olmuş durumda.

Rapor, gelişmiş ülkelerde giderilen bazı çevre problemlerinin, kalkınmakta olan ülke halklarının refahını tehlikeye attığını kaydediyor.
Kalkınmakta olan ülkelerde yaşayan milyarlarca insanın başka yerlerde çözüm bulunmuş olan, kirli sulardan bulaşan hastalıklar gibi, nispeten basit meseleler yüzünden sağlıklarının tehlike altında kaldığına dikkat çekiliyor.


En İYi Film 'Yumurta'

ramco24 28 Ekim, 2007 23:02 MAGAZİN Bağlantı Trackbackler (0)

En İyi Film 'Yumurta'

Haber:  En İyi Film ' Yumurta'
Resmi büyütmek için tıklayın

44. Antalya Film Festivali Ödülleri Görkemli Bir Tören Sonrası Sahiplerini Buldu..


44. ANTALYA FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ GÖRKEMLİ BİR TÖREN SONRASI SAHİPLERİNİ BULDU..

Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller şöyle sıralandı:

En İyi Film: 'Yumurta' (Semih Kaplanoğlu)

En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal (Mutluluk)

En İyi Erkek Oyuncu: Murat Han (Mutluluk)

Yardımcı Erkek: Tunçel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)

Yardımcı Kadın: Nursel Köse (Yaşamın Kıyısında)

Başta Nurgül Yeşilçayolmak üzre birçok oyuncu, ödül kazananların törenden saatler önce basına sızmasından dolayı ödül tzrenine katılmadı..

En İYi Film 'Yumurta'

ramco24 28 Ekim, 2007 23:02 MAGAZİN Bağlantı Trackbackler (0)

En İyi Film 'Yumurta'

Haber:  En İyi Film ' Yumurta'
Resmi büyütmek için tıklayın

44. Antalya Film Festivali Ödülleri Görkemli Bir Tören Sonrası Sahiplerini Buldu..


44. ANTALYA FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ GÖRKEMLİ BİR TÖREN SONRASI SAHİPLERİNİ BULDU..

Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller şöyle sıralandı:

En İyi Film: 'Yumurta' (Semih Kaplanoğlu)

En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal (Mutluluk)

En İyi Erkek Oyuncu: Murat Han (Mutluluk)

Yardımcı Erkek: Tunçel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)

Yardımcı Kadın: Nursel Köse (Yaşamın Kıyısında)

Başta Nurgül Yeşilçayolmak üzre birçok oyuncu, ödül kazananların törenden saatler önce basına sızmasından dolayı ödül tzrenine katılmadı..

Fatih Yine Attı: 0-3

ramco24 28 Ekim, 2007 22:53 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Fatih yine attı: 0-3
Fatih yine attı: 0-3

Temsilcimiz Fatih Tekke bu hafta ekibi Zenit'in Spartak Nalchik deplasmanında aldığı 3-0'lık galibiyette takımının son golünü 90. dakikada kaydeden isimdi...

29 / 10 / 2007 00:20

 

Rusya Premier League'de şampiyonluk mücadelesi son sürat devam ediyor.Temsilcimiz Fatih Tekke bu hafta ekibi Zenit'in Spartak Nalchik deplasmanında aldığı 3-0'lık galibiyette takımının son golünü 90. dakikada kaydeden isimdi. Fatih Tekke adına geçtiğimiz hafta Khimki karşısında takımının aldığı 4-1'lik galibiyette de takımının son golünü kaydetmişti.

Zenit'in Nalchik deplasmanında aldığı ve şampiyonluk için çok büyük önem taşıyan 3-0'lık galibiyetinde diğer goller ise 56. dakikada Lomberts, 63. dakikada Dominguez'den geldi. Zenit'in şampiyonluk için kıyasıya yarıştığı Spartak Moskova ise bu hafta Satürn deplasmanında 0-0 beraber kalınca Zenit Spartak Moskova ile olan puan farkını 2'ye çıkardı. Bitime iki hafta kala Zenit 55 puanla lider durumda bulunurken, Spartak Moskova 53 puanda Zenit'in ensesinde takibini sürdürüyor.

Rusya Premier League'de 27. hafta sonuçları

Spartak Nalchik - Zenit 0-3
Lok.Moskova - Tomsk 0-0
CSKA Moskova - K.Sovetov 4-2
Saturn - S.Moskova 0-0
Rubin - Kuban 2-2
Rostov - Dynamo Moskova 0-0
FK Moskova - Amkar 3-1
Khimki - Luch Energiya 3-0


BeşIktaş Farkı: 84-68

ramco24 28 Ekim, 2007 22:53 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Beşiktaş farkı: 84-68
Beşiktaş farkı: 84-68

Haftanın ilk maçında Beşiktaş Cola Turka, ikinci yarıdaki iyi savunmasıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni mağlup etti...

27 / 10 / 2007 10:15

 

Salon: Cola Turka Arena
Hakemler: Rüştü Nuran xx, Serkan Sert xx, Tarkan Tuser xx
Beşiktaş Cola Turka: Dalmau xxxx 20, Erkan xx 5, Apodaca xx 2, Cevher xx 7, Nicevic xxx 10, Sinan x, Shumbert xxx 20, Kaya xxx 18, Mehmet xx 2
Mersin Büyükşehir Belediyesi: Burleson xx 9, Altan x 3, Jones xx 6, Polat Kocaoğlu xx 5, Fobbs xxx 15, Oktay x, Ümit xx 4, Stefanov xx 8, Polat Kaya xx 5, Reha xx 13
1. Periyot: 18-23
Devre: 41-39 (Mersin Büyükşehir Belediyesi)
3. Periyot: 57-48

Karşılaşmaya hızlı başlayan konuk ekip, 2. dakikada Fobbs'un potaaltı basketleriyle 4-0 öne geçti. Oyunda dengeyi sağlayan Beşiktaş Cola Turka, Cevher'in 3 sayılık basketiyle 4. dakikada 7-7 beraberliği sağladı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, potaaltını iyi kapatarak rakibini durdurdu ve Jones'un 3 sayılık basketiyle 7. dakikada 10 sayılık üstünlük (17-7) yakaladı. Konuk ekip, son bölümde Ümit ile sayılar bularak ilk periyodu 23-18 önde geçti. Maçın 2. periyodunda savunmasını sertleştiren Beşiktaş Cola Turka, 16. dakika içinde Niceviç ile 30-30 beraberliği sağladıktan sonra, aynı dakika içinde Apodaca ile bir basket daha bularak ilk kez (32-30) öne geçti.

Siyah-beyazlı takım, alan savunması yaptığı bölümlerde Reha'nın 3 sayılık basketlerine engel olamadı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Stefanov ile 3 sayılık basketlerini sürdürdü ve ilk yarıyı 41-39 önde kapadı. Mücadelenin ikinci yarısına Dalmau ve Shumbert'in 3 sayılık basketleriyle başlayan Beşiktaş Cola Turka, iyi savunma yaparak 8 dakikada rakibine yalnızca 5 sayı izni verdi.

Kaya'nın pota altındaki etkili oyunuyla 28. dakikayı 53-46 önde geçen evsahibi takım, 3. periyodu 57-48 üstün tamamladı. Karşılaşmanın son periyodunda hucümda oyuna ağırlığını koyan Beşiktaş Cola Turka, Erkan'ın basketleri sonrası Dalmau ile sayılar buldu. 39. dakikada farkı 18 sayıya (79-61) çıkaran Beşiktaş Cola Turka, maçı da 84-68 kazandı.

İlk yarıda ribauntlarda 20-10 geride kalan Beşiktaş Cola Turka, ikinci yarıda 20-17 ile rakibine üstünlük sağlayarak pota altında da ikinci devrede iyi bir oyun sergiledi. Siyah-beyazlı ekip, asistlerde de rakibine 21-9'luk üstünlük sağladı.

Bu arada Beşiktaş Cola Turka oyuncuları maç öncesi sahaya ''Hepimiz mehmetçiğiz'' pankartıyla çıkarken, siyah-beyazlı taraftarlar, futbol takımlarının FC Liverpool ile yaptığı maçta olduğu gibi Türk bayraklarıyla salona geldi. Öte yandan maç öncesinde şehitler için saygı duruşunda bulunuldu.

 


AA

FenerbahçE ÜLker Affetmedi

ramco24 28 Ekim, 2007 22:51 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Fenerbahçe Ülker affetmedi Beko Basketbol Ligi'nde yapılan maçta Fenerbahçe Ülker, Antalya Büyükşehir Belediyesi'ni 90-80 yendi... 29 / 10 / 2007 00:09 Karşılaşmanın ilk dakikalarında Can ile arka arkaya 3 sayılık basketler bulan Antalya Büyükşehir Belediyesi, 6. dakikayı 13-9 önde geçti. Bu dakikadan sonra Can'a, Ersin'in de 3 sayılık basketlerle eşlik etmesiyle farkı daha da açan konuk ekip, 1. periyodu 23-14 önde kapadı. İkinci periyotta iyi savunma yapan Fenerbahçe Ülker, rakibine 6 dakika sayı attırmadı. Sarı-lacivertliler, 6 dakikada Ömer, Mirsad, Oğuz ve Preldziç'in basketleriyle 13-0'lık bir seri yakalayarak, 16. dakikada 27-23'lük skorla üstünlüğü ele geçirdi. Ancak bu dakikadan sonra Marsh ile sayı üretmeye başlayan Antalya Büyükşehir Belediyesi, devrenin son dakikasına 34-33 önde girdi. Bitime 1 saniye kala pota altından topu oyuna sokan Oğuz'un, rakip potaya yakın olan arkadaşına atmak istediği topu kapan Marsh'ın, saniye biterken attığı 3 sayılık basketle konuk ekip devreyi 39-33 önde tamamladı. Karşılaşmanın ikinci yarısına iyi başlayan Fenerbahçe Ülker, Vidmar ve Preldziç basketleriyle farkı kapatıp, 26. dakikada 48-47'lik skorla öne geçti. Sarı-lacivertliler, Demir Kaan ve Mirsad'ın 3 sayılık basketleriyle 28. dakikada 8 sayılık (61-53) üstünlük yakaladı. Ancak Marsh ile sayılar bulan Antalya Büyükşehir Belediyesi, farkın daha da açılmasına izin vermedi ve Fenerbahçe Ülker son periyoda 63-59 üstün girdi. Son periyotta üstün bir oyun ortaya koyan Fenerbahçe Ülker, Demir Kaan, Mirsad ve Ömer'in basketleriyle bitime 46 saniye kala farkı 14 sayıya kadar (90-76) çıkardı ve karşılaşmadan da 90-80 galip ayrıldı. Fenerbahçe Ülker'de Real Madrid ile yapılan Avrupa Ligi maçında elindeki sakatlık nedeniyle forma giymeyen Willie Solomon, Antalya Büyükşehir Belediye maçında ilk 5'te başladı. Bu arada, Efes Pilsen maçında burnu kırılan Mirsad Türkcan, maskeyle oynarken, antrenmanda halter çalışması sırasında sakatlık geçiren İbrahim Kutluay ise maçta forma giymedi. Salon: Abdi İpekçi Hakemler: Aytuğ Ekti, Alper Altuğ Köselerli, Mehmet Berk Torun Fenerbahçe Ülker: Solomon 10, Ömer 13, White 6, Vidmar 13, Mirsad 9, Rasim 4, Semih, Preldziç 11, Oğuz 10, Demir Kaan 14, Hakan Antalya Büyükşehir Belediyesi: Can 10, Ersin 16, Martin 4, Marsh 28, Douthit 4, Nedim 7, Kerem, Arda 6, Ulug, Hadi 5 1. periyot: 14-23 Devre: 33-39 (Antalya Büyükşehir Belediyesi lehine) 3. periyot: 63-59 AA

Galatasaray Unvanı Kaybetti

ramco24 28 Ekim, 2007 22:49 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Galatasaray unvanı kaybetti
Galatasaray unvanı kaybetti

Beko Basketbol Ligi'nin 4. haftasında Casa TED Ankara Kolejliler, Galatasaray Cafe Crown'u 82-73 mağlup etti.

29 / 10 / 2007 00:10

 

Beko Basketbol Ligi'nin 4. haftasında Casa TED Ankara Kolejliler, Galatasaray Cafe Crown'u 82-73 mağlup etti. Galatasaray Cafe Crown, bu sonuçla namağlup unvanını kaybetti.

Ankara Atatürk Spor Salonu'nda oynanan karşılaşmaya iki takım karşılıklı sayılarla başladı. Casa TED Ankara Kolejliler, Nezih ve Özgür ile sayılar bulurken, Galatasaray Cafe Crown Tufan ve Gaines ile sayılar buldu ve 5. dakika 11-8 başkent temsilcisinin üstünlüğü ile geçildi. Bu dakikadan sonra oyuna ağırlığını koyan Casa TED Ankara Kolejliler, Dobie ve Shields'in sayılarıyla ilk çeyreği 25-16 önde tamamladı.

İkinci periyodun başında da oyunun kontrolünü elinde tutan Casa TED Ankara Kolejliler, 13. dakikayı 10 sayı farkla 31-21 önde geçti. Galatasaray Cafe Crown, Brown'un etkili oyunuyla farkı 18. dakikada 5 sayıya kadar indirdi.2. periyodun sonunda Casa TED Ankara Kolejliler, üst üste hatalar yapınca Galatasaray Cafe Crown farkı kapattı ve ilk yarı 39-37 Başkent temsilcisinin üstünlüğü ile geçildi.

Üçüncü periyoda iki takım da karşılıklı sayılarla başlarken, Galatasaray Cafe Crown Owens'ın serbest atıştar kaydettiği sayılarla 23. dakikada 43-42 öne geçti. Bu dakikadan sonra Shields ile sayılar bulan Casa TED Ankara Kolejliler, 25. dakikayı 49-48 önde girdi. Üçüncü periyodun son yarısında Dobie ile iyi organize olan ve az hata yapan Casa TED Ankara Kolejliler, son çeyreğe 8 sayı farkla 66-58 önde girdi.

Son çeyreğe de iyi başlayan Casa TED Ankara Kolejliler, Özgür'ün sayılarıyla 33. dakikayı 14 sayı farkla 72-58 önde geçti. Rakibi karşısında 3 dakikalık periyod içinde 12-0'lık bir seri yakalayan Galatasaray, 36. dakikaya 2 sayı farkla 72-70 geride girdi. Bu dakikadan sonra Dobie ile etkili olan Casa TED Ankara Kolejliler, salondan 82-73 galip ayrıldı.

SALON: Ankara Atatürk
HAKEMLER: İsmail Aydın, Serkan Emlek, Yener Yılmaz
CASA TED ANKARA KOLEJLİLER: Özgür 14, Nezih 10, Dearman 4, Shields 19, Dobie 18, Mc Farlin 10, Önder 4, Berent 3, Caner
GALATASARAY CAFE CROWN: Erdem, Tufan 12, Gaines 2, Hüseyin 7, Brown 25, Cüneyt 6, Owens 15, Murat 6, Cemal, Fatih
1. PERİYOT: 25 - 16 (Casa TED Ankara Kolejliler Lehine)
DEVRE: 39 - 37 (Casa TED Ankara Kolejliler Lehine)
3. PERİYOT: 66 - 58 (Casa TED Ankara Kolejliler Lehine)
5 FAUL: Nezih (34.08), Mc Farlin (37.56) (Casa TED Ankara Kolejliler), Tufan (39.11) (Galatasaray Cafe Crown)


Helsingborg 9 Attı!

ramco24 28 Ekim, 2007 22:47 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Helsingborg 9 attı!
Helsingborg 9 attı!

Temsilcimiz Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndaki rakibi Helsingborg, İsveç'te ligin son haftasında Halmstad'ı 9-0'lık galibiyet alarak sezonu kapadı.

29 / 10 / 2007 00:18

 

Temsilcimiz Galatasaray'ın 8 Kasım Perşembe günü Ali Sami Yen'de ağırlayacağı Helsingborgs IF İsveç'te ligin son haftasında Halmstad'ı 9-0'lık galibiyet alarak sezonu kapadı. Helsingborgs IF 90 dakika boyunca Halmstad kalesini adeta topa tuttu ve taraftarını muhteşem bir şölen izletti.

9-0'lık farklı zaferde perdeyi 16. dakikada Andersson açarken, Halsmtad'da Jonsson'un 27. dakikadaki ters vuruşu Helsingborgs IF'u 2-0 öne geçirdi.

Bu dakikadan sonra sırasıyla, 36. dakikada Makondele, 44. dakikada takımının ilk golünü kaydeden Andersson, 50. dakikada Omotoyossi, 55. dakikada Larsson, 65. dakikada Wahlstedt, 77. dakikada Landgren ve son olarak 85. dakikada Makondele kendisinin ikinci golünü attı ve Helsingborgs IF'un muhteşem gecesinde gol perdesini kapattı.

Bu galibiyetle birlikte Helsingborgs IF puanını 35'e çıkartarak sezonu 8. sırada tamamladı. Geçtiğimiz sezon İsveç ekibi ligi dördüncü sırada bitirmişti. UEFA Kupası'nda ilk maçında evinde Yunan temsilcisi Panionios ile 1-1 berabere kalan Helsingborgs IF grupta ikinci maçında Galatasaray ile karşılaşacak.


Nonda: ÖNemli Olan Liderlik

ramco24 28 Ekim, 2007 22:44 SPOR Bağlantı Trackbackler (0)
Nonda: Önemli olan liderlik
Nonda: Önemli olan liderlik

Turkcell Süper Lig'in 10. Hafta kapanış mücadelesinde Galatasaray deplasmanda Denizlispor'u 2-1 mağlup etti...

29 / 10 / 2007 00:12

 

Galatasaray'a 3 puanı getiren 2 golü kaydeden Nonda, mücadelenin ardından yaptığı açıklamada, önemli olan liderliği geri almak olduğunu ifade etti. Kendisinin gol atıp atmamasının da çok önemli olmadığını belirten Nonda, Mehmet Topal ve Bouzid'in takımda yer bulmasının da kendileri için önemli olduğunu sözlerine ekledi.


KöLn'deki TeröR KarşıTı Protestoda Olaylar ÇıKtı

ramco24 28 Ekim, 2007 22:00 SON DAKİKA Bağlantı Trackbackler (0)
Köln'deki Terör Karşıtı Protestoda Olaylar Çıktı
Almanya'nın Köln Kentinde Kalabalık Bir Kitle Tarafından Düzenlenen Terör Karşıtı Gösteride Olaylar Çıktı. PKK Yanlısı Bir Grup, Gösteri Düzenleyen Türklere Saldırdı. 

Haber Yayın Tarihi: 28.10.2007 21:52

Almanya'nın Köln kentinde kalabalık bir kitle tarafından düzenlenen terör karşıtı gösteride olaylar çıktı. PKK yanlısı bir grup, gösteri düzenleyen Türklere saldırdı.

Köln'ün Dom Meydanı'nda öğle saatlerinde başlayan teröre lanet mitingi, akşam saatlerine kadar sürdü. Gösterinin bitimine doğru gergin anlar yaşandı. Türklerin yoğun olarak yaşadığı Keup Caddesi'nde gerçekleştirilen eylemin ardından bölgeye gelen PKK yanlıları, gruba tacizde bulundu. Bunun üzerine karşılıklı tartışma başladı. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alan polis, duruma müdahale etti. Emniyet Basın Sözcüsü T. Kappel, olaya erken müdahale ettikleri için durumun kontrol altına alındığını

belirterek, sokağın güvenlik gerekçesiyle giriş ve çıkışlara kapatıldığını ifade etti. Kappel, olayın yatışmasının ardından geç vakitte sokağın yeniden ulaşıma açılacağını bildirdi.

BaltıK Denizi'nde Slovakya Bayraklı Bir Gemi Battı

ramco24 28 Ekim, 2007 21:57 SON DAKİKA Bağlantı Trackbackler (0)
Baltık Denizi'nde Slovakya Bayraklı Bir Gemi Battı
Baltık Denizi'nde Seyreden Slovakya Bayraklı Bir Geminin Battığı Bildirildi. Olayda 1 Mürettebatın Hayatını Kaybettiği Açıklanırken, 7 Denizciden de Haber Alınamadığı Kaydedildi. 

Haber Yayın Tarihi: 28.10.2007 21:52

Baltık Denizi'nde seyreden Slovakya bayraklı bir geminin battığı bildirildi. Olayda 1 mürettebatın hayatını kaybettiği açıklanırken, 7 denizciden de haber alınamadığı kaydedildi.

Danimarkalı haber ajansı Ritzau, Baltık Denizi'nde Slovakya bayraklı bir geminin battığını duyurdu. Danimarka sahilinin 30 kilometre açığında meydana geldiği belirtilen olayda 80 metre uzunluğundaki "Omer N" isimli geminin battığı açıklandı. Gemi mürettebatından 3'ü bir Rus gemisi tarafından kurtarıldı. 1 mürettebatın hayatını kaybettiği kazanın ardından kurtarma ekipleri çalışma başlattı. Gemide 11 mürettebatın bulunduğu ifade edilirken, Danimarkalı ve Alman kurtarma ekipleri, kaybolan 7 denizciyi

aramayı sürdürüyor.


Hepsi - WeblogTR

© 2007 - Design by Omar Romero (all rights reserved)