Gazeteci Savaş IstediğInde…

ramco24 28 Ekim, 2007 23:23 YAZARLAR Bağlantı Trackbackler (0)
Nazım ALPMAN
Gazeteci savaş istediğinde…
26 Ekim 2007 Cuma

Durum son derece ciddi…

Çünkü etkili ve yetkili yerlerde bulunanların tümü bir ağızdan gürlüyor:

-Savaşalım!

En az isteyeni Başbakan Tayyip Erdoğan bile:

-Bu harekatı yapmak zorundayız diyor.

Böylesi durumlarda gazeteciler ne yapar?

Bizim bir anayasamız var: Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi.

Bu bildirgede “Gazetecinin temel görevleri ve hakları” bölümünde şunlar sıralanıyor:

*Gazeteci başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini savunur.

*Gazeteci her türden şiddeti haklı gösteren, özendiren, kışkırtan yayın yapamaz.

***

Türkiye"nin en “önemli” gazetecilerinden Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök diyor ki:

-Üç-beş Türk F-16"sı Erbil semalarında ses duvarını aşmalıydı. İki bin pencere camı tuzla buz olmalıydı!

Özkök gerçekten “önemli” bir gazeteci. Kendisi de bunun aşırı derecede farkında. 2005 ağustosunda Ankara"da Emin Çölaşan"la konuşurken bu özelliğinin altını çiziyor:

-Bak Emin, bu gazeteyi ikimiz sattırıyoruz. En etkili iki isim, sen ve ben!

Etkili gazetenin en yetkili kalemi şimdi savaş istiyor:

-Bastırmamız gerekiyor, Kandil"i bırakıp daha gerideki işbirlikçilere yönelelim!

Özkök, Barzani ve Talabani"nin “kellesi” için yazıyor:

-Biz artık kesin sonuç bekliyoruz!

Bu sözleri ne kadar ciddiye almalıyız?

Çünkü Ertuğrul Özkök"ün temel gazetecilik ilkeleri ile “Türkiye Gazetecilerinin temel ilkeleri” arasında kıyaslanması mümkün olmayan farklar bulunuyor.

Gazetecilerin ilkeleri yukarıda var. Şimdi Ertuğrul Özkök"ün gazetecilik ilkelerine bir göz atalım:

-Patronla aranı iyi tut her olanağı fazlasıyla sağlasın!

Bir başka ilkesi de şöyle:

-Yılbaşı geliyor, bakarsın patron iyi bir prim verir. Rahatımıza bakalım şu dünyada be!.. Bize ne yolsuzluktan, siyasetten.

Dünyaya karşı dik duralım, kararlılığımızı gösterelim diye akıl veren “önemli gazeteci” kendi özelini de şöyle ifade ediyor:

-Ben rüzgarın karşısındaki kavak ağacı gibiyim, rüzgar nerden eserse o tarafa eğilmek zorundayım!

Ülkenin Güneydoğusunda sertlik yanlısı tavırlar isteyen “önemli gazeteci” eski çalışma arkadaşına şu tavsiyede bulunuyor:

-Yumuşak yaz, rahat edelim, keyfimize bakalım.

Savaşta kaybettiğimiz askerlerin evlerinde cam çerçeve, çocuklarının ayaklarında çorap olmadığını onlar “şehit” olduklarında öğrendik.

Bu koşullarda savaş isteyen, gazeteci yazılarındaki hedeflere varıldığında ne yapacak?

Onun sıkı sıkıya bağlı olduğunu ilkelerine bakalım:

-Hep birlikte keyfimize bakalım, hayatın tadını çıkartalım!

Bugünlerde “hayatın tadı” ile “gençlerin canı” birlikte çıkartılıyor.

***

Burada “içtenlik” aranabilir mi?

Bırakın hayatın bütünündeki “içtenliği” aynı gazetenin sayfaları arasında bile gerekli olan samimiyeti bulamıyorsunuz. 25 Ekim 2007 tarihli Hürriyet"in birinci sayfasında bir savaş uçağının kanatları üzerinde iri puntolarla şu manşet yer alıyordu:

“Bombalayıp dönüyorlar.”

Bu bombaların bir işe yarayıp yaramadığını aynı gün Ertuğrul Özkök"ün yazısında bulabiliyordunuz:

“Çete (PKK) Erbil, Süleymaniye"deki hücre evlerine çekilip televizyon seyrederek bombardımanın bitmesini öfkenin geçmesini bekliyor.”

Operasyon bu kadar “beyhude” ise o manşetin anlamı nedir?

Biz dönelim yine kendi anayasamıza, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"ne:

*Gazeteci bir haberin yayınlanması veya yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi avantajın peşinde olamaz.

*Gazeteci devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politika konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.
NOT: Özkök'e atfen yazılan cümleler Emin Çölaşan'ın Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi adlı kitabının 58, 113 ve 134. sayfalarından alıntılandı.

Yorumlar


Yorum ekle

Yorum ekle
Spam mesajları önlemek için bu sitede onaylama/inceleme sistemi vardır. Mesajınızın görüntülenmesi zaman alabilir.

Hepsi - WeblogTR

© 2007 - Design by Omar Romero (all rights reserved)